12 Mart 2026 Açıklamalar
BASKICI BAŞHEKİMLERİN KARNE NOTLARI YÜKSELİYOR, SÖZLEŞMELERİ UZATILIYOR BASKICI BAŞHEKİMLERİN KARNE NOTLARI YÜKSELİYOR, SÖZLEŞMELERİ UZATILIYOR

Sendikamızın saha gözlemleri, bazı kurumlarda yöneticilik anlayışının; motivasyon üretme, çalışma barışını koruma ve bilimsel sağlık hizmetini destekleme yerine tehdit, baskı ve idari yetkilerin keyfi kullanımı üzerinden yürütüldüğünü göstermektedir. Bu yaklaşım, modern sağlık yönetimi anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Sağlık hizmeti; baskı ile değil, bilimsel planlama, yeterli insan gücü ve adil çalışma koşullarıyla yürütülmesi gereken bir kamu hizmetidir.

Sahadan sendikamıza iletilen çok sayıda başvuru; bazı başhekimlikler tarafından klinik performans puanlarını artırmaya yönelik idari yetkilerin baskı aracı haline getirildiğini ortaya koymaktadır.

Bu kapsamda; daha az puan üreten hekimlere;

•Gece nöbetlerinin yazılması, 
•Vardiya görevlendirmesi yapılması, 
•Bayram, yılbaşı ve benzeri özel gün nöbetlerinin verilmesi, 
•Talep edilen yıllık izinlerin kullandırılmaması, 
•Saatlik izin haklarının keyfi biçimde engellenmesi,
•Sağlık raporu veya hastane başvurularında dahi zorluk çıkarılması gibi uygulamalara maruz bırakılmaktadır. 

Bunun yanında,
• Teknik donanımı yetersiz kliniklerin verilmesi, 
• Yardımcı personel olarak istenmeyen veya deneyimsiz personelin görevlendirilmesi, 
• Hasta hakları birimi tarafından diyalogla çözülebilecek basit hasta şikayetlerinin büyütülerek hekimlerden gereksiz savunma talep edilmesi, 
• İdari cezaların tehdit ve baskı aracı olarak kullanılması,
• Birebir görüşmelerde aşağılayıcı ve küçümseyici söylemler kullanılması gibi durumlarda tarafımıza iletilen şikayetler arasındadır.

Başhekimler, sağlık kurumlarının idari işleyişinden sorumlu yöneticiler olmakla birlikte bu yetkiler sınırsız veya keyfi nitelikte değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın eşitlik, çalışma hakkı ve insan onurunun korunmasına ilişkin hükümleri, kamu görevlilerinin güvenli ve saygın bir çalışma ortamında görev yapmasını güvence altına almaktadır.

Sağlık kurumlarının yönetimi; başta 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Sağlık Bakanlığı teşkilat mevzuatı ve kamu yönetiminin temel ilkeleri çerçevesinde yürütülmek zorundadır.

Kamu yöneticileri sahip oldukları idari yetkileri; kamu yararı, eşitlik, ölçülülük ve hizmet gerekleri ilkeleri doğrultusunda kullanmakla yükümlüdür. Aksi halde bu durum idare hukukunda Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen “görevi kötüye kullanma” suçu gündeme gelebilmekte; ayrıca söz konusu işlemler hakkında idari yargıda iptal ve tazminat davaları açılabilmektedir.

Kamu kurumlarında çalışanların psikolojik baskı ve yıldırmaya maruz bırakılmasını önlemek amacıyla yayımlanan 2011/2 sayılı “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi Genelgesi”, yöneticilerin çalışanlara karşı saygılı ve eşitlik ilkesine uygun davranmasını zorunlu kılmaktadır.

Bir başhekimin hastane iç işleyişine ilişkin yetkisi; personel üzerinde baskı kurma, tehdit etme, ayrımcı uygulamalar yapma, yıldırma politikaları yürütme veya kurumu kişisel otorite alanı gibi yönetme yetkisi anlamına gelmez.

Bu tür uygulamalara maruz kalan hekimler açısından hukuki koruma mekanizmaları oldukça açıktır.

 

Hekimler;

  • Kurum içi idari başvuru yollarını kullanabilir, 
  • İl sağlık müdürlükleri, valilik ve bakanlık denetim mekanizmaları ve müfettiş incelemesi talep edebilir, 
  • CİMER başvurusu yapabilir,
  • İdari işlemlerin hukuka aykırılığı halinde idare mahkemelerinde iptal davası ve tazminat davası açabilir,
  • Mobbing ve görev yetkisinin kötüye kullanılması durumlarında ceza hukuku kapsamında suç duyurusunda bulunabilir.

DİŞHEKSEN, kamu diş hekimlerinin mesleki onurunu, çalışma barışını ve eşit, adil çalışma koşullarını korumayı temel görevlerinden biri olarak görmektedir.Bu kapsamda sistematik mobbing uygulamalarının tespiti halinde; idari başvurular, disiplin süreçleri, yargı yolları ve tazminat davaları dahil olmak üzere tüm hukuki süreçler kararlılıkla ve sonuna kadar işletilecektir.