Kamu sağlık tesislerinde görev yapan periodontoloji uzmanları, hem klinik uygulamalar hem de performans ve SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kodları açısından önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlar, hem hasta tedavi süreçlerini aksatmakta hem de hekimlerin motivasyonunu ve hizmet kalitesini olumsuz etkilemektedir.
SUT Kodları ve Puanlandırma Adaletsizliği:
Periodontal cerrahi işlemler ile tıp alanındaki benzer cerrahi işlemler arasında ciddi bir puanlama dengesizliği bulunmaktadır. Örneğin; serbest diş eti grefti veya bağ dokusu grefti gibi periodontal işlemler, teknik olarak farklı bölgelerden greft alınmasını ve hassas cerrahi uygulamaları içermesine rağmen, tıpta yapılan benzer greft işlemlerine kıyasla oldukça düşük puanlandırılmaktadır.
Tıp branşlarında ameliyatlar D ve E gibi kategorilere ayrılarak işlem büyüklüğüne göre (örneğin 5 cm² altı, 5–10 cm² arası, 10 cm² üzeri) detaylı şekilde puanlandırılırken, periodontolojide bu tür bir ayrım bulunmamaktadır. Bu durum, yapılan işin zorluk derecesi ile puanlama arasında ciddi bir uyumsuzluk yaratmaktadır.
İşlem Çeşitliliğinin Tek Kalemde Değerlendirilmesi:
Bu durum, daha kompleks ve riskli işlemlerin yeterince karşılık bulamamasına yol açmaktadır.
45 Gün Kısıtı ve Tedavi Süreçlerine Etkisi:
Diş çekimi sonrası uygulanan 45 günlük işlem kısıtı, özellikle alveoloplasti gibi pre-protetik cerrahi işlemlerde ciddi aksamalara neden olmaktadır. Hastalar protetik tedavi için yönlendirildiğinde, gerekli kemik düzenlemeleri zamanında yapılamamakta ve hasta tedavisi gecikmektedir. Bu durum, hastaların farklı branşlar arasında gidip gelmesine ve tedavi sürecinin uzamasına yol açmaktadır.
Çok Seanslı Tedavilerde Kod Yetersizliği:
Periodontal tedaviler doğası gereği çok seanslıdır. Detertraj ve küretaj gibi işlemler genellikle 3–4 seans gerektirirken, sistemde bu işlemler yalnızca sınırlı sayıda girişe izin vermektedir. Bu nedenle:
Tedavi süreci tam olarak kayıt altına alınamamakta ve hekimler sonraki seanslar için uygun işlem kodu bulamamaktadır. Bu sebeple sistemsel sınırlamalar nedeniyle klinik gereklilikler yerine getirememektedir.
Klinik Karar Süreçlerinin Zorlaşması:
Kod ve puanlama sistemindeki eksiklikler, hekimlerin klinik kararlarını da dolaylı olarak etkilemektedir. Örneğin, yeterli seans kodu olmadığı için bazı hastaların erken dönemde cerrahi (flep operasyonu gibi) tedaviye yönlendirilmesi söz konusu olabilmektedir. Ancak bu durum her hasta için uygun olmayıp, tedavi kalitesini riske atabilmektedir.
Kalite Puanı ve Performans Baskısı:
İmplant cerrahisi gibi ileri işlemlerde, düşük puanlandırmanın yanı sıra kalite puanı düşüşü gibi ek değerlendirmeler de hekimler üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu durum, yapılan işlemin niteliğinden bağımsız olarak performans sisteminde olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
SUT Güncellemeleri:
Periodontal işlemler, tıptaki benzer cerrahi işlemlerle kıyaslanarak yeniden puanlandırılmalı; işlem zorluğu, süre ve teknik gereklilikler dikkate alınmalıdır.
Alt Kategorilerin Oluşturulması:
Gingivektomi, greft işlemleri ve sinüs lift gibi işlemler kendi içinde alt başlıklara ayrılarak daha adil bir değerlendirme sistemi oluşturulmalıdır.
Seans Bazlı Kodlama:
Çok seanslı periodontal tedaviler için ara seansları kapsayan yeni kodlar tanımlanmalı, tedavi sürecinin tamamı sisteme yansıtılabilmelidir.
45 Gün Kuralının Esnetilmesi:
Özellikle pre-protetik cerrahi işlemler için bu süre yeniden değerlendirilmeli ve klinik gerekliliklere göre esneklik sağlanmalıdır.
Disiplinler Arası Netlik:
Periodontoloji ve ağız, çene cerrahisi arasında hasta yönlendirme kriterleri netleştirilmeli, hastaların arada kalmasının önüne geçilmelidir.
Kalite Değerlendirme Sisteminin Gözden Geçirilmesi:
İmplant ve ileri cerrahi işlemlerde kalite puanı sistemi, klinik gerçeklikler ve bilimsel kriterler doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.
SONUÇ
Periodontoloji uzmanlarının kamu sisteminde karşılaştığı bu yapısal sorunlar, yalnızca hekimlerin çalışma koşullarını değil, aynı zamanda hasta bakım kalitesini de doğrudan etkilemektedir. Daha adil, gerçekçi ve bilimsel temellere dayanan bir düzenleme ile hem hekim memnuniyeti artırılabilir hem de sağlık hizmetlerinin etkinliği önemli ölçüde iyileştirilebilir.